PISA, ABİDE ve TMF-ÖBA yetkilileri bu konuda görüş birliği içindedir.
Sınıfta kalmak bir sonuçtur. Ve elbette bu sonuçta her paydaşın kendi etkisi ve yetkisi oranında sorumluluğu vardır.
Bu bağlamda, işin paydaşları olarak hepimizin şu soruları yanıtlamamız gerekir:
TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE NEDEN SINIFTA KALDIK?
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI, OKULLAR VE ÖĞRETMENLER OLARAK, BU DERSİN ÖĞRETİMİNDE NELERİ YANLIŞ YAPIYORUZ?
DOĞRU UYGULAMALAR NELERDİR?
TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE, NELERİ YANLIŞ YAPIYORUZ? Başarısızlığımızın nedenlerini bilirsek, çözüme daha kolay ulaşırız.
PISA, ABİDE VE TMF-ÖBA SONUÇLARI, ANA DİLİ (TÜRKÇE) ÖĞRETİMİNDE BAŞARISIZ OLDUĞUMUZU TARTIŞMAYA YER BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE ORTAYA KOYMAKTADIR.
BU DERSTEKİ BAŞARISIZLIĞIMIZIN NEDENİ, BAŞVURDUĞUMUZ YÖNTEM VE TEKNİKLERLE, KULLANDIĞIMIZ ETKİNLİKLERDİR.
BUNLARI DEĞİŞTİRMEDİĞİMİZ SÜRECE BAŞARISIZLIĞIMIZ DEVAM EDECEKTİR!
Aynı şeyleri yapıp farklı bir sonuç beklemek deliliktir. Albert Einstein
SONUÇLARININ DEĞİŞMESİNİ İSTİYORSAK:
PISA, ABİDE ve TMF-ÖBA ile ortaya çıkan bu tablonun değişmesini istiyorsak, savunma geliştirmek yerine, MEB’den üniversitelere, okul yönetimlerinden öğretmenlere kadar hepimiz yaptığımız yanlışları görmeli ve zaman kaybetmeden bunları düzeltmeliyiz.
Bunun için önce Türkçe dersinde yaptığımız yanlış uygulamaları görmeliyiz.
YAPTIĞIMIZ YANLIŞLARI ÖĞRENMEK İÇİN, GELİN HEP BİRLİKTE, SEÇKİN ÖĞRETMENLERİMİZİN TÜRKÇE ÖĞRETİMİYLE İLGİLİ ÖNERİLERİNE VE UYGULAMALARINA BAKALIM
Türkçe, çocuklarımızın dinlediğini, okuduğunu, izlediğini anlama, yorumlama, çıkarım yapma, kendilerini yazılı ve sözlü olarak ifade etme gibi becerilerin sağlandığı temel derstir.
Esasen Türkçe dersine ait yukarıdaki beceriler, başka becerileri kazanmak için de ön koşuldur. Yani bu beceriler olmadan, diğer alanlarda da başarılı olmak zor, hatta imkânsızdır.
ANA DİLİ, YANİ TÜRKÇE DERSİNDE HER ÖĞRENCİNİN VE HER YETİŞKİNİN SAHİP OLMASI GEREKEN TEMEL DİL BECERİLERİ ŞUNLARDIR:
ANLAMA BECERİLERİ
Dinlediğini anlama
Okuduğunu anlama
İzlediğini anlama
ANLATIM BECERİLERİ
2.1 Yazılı anlatım
2.2.Sözlü anlatım
SÖZ VARLIĞI BECERİLERİ
Okullarda, bu her üç alandaki becerileri kazandırabilmek için, Türkçe dersinde yaptığımız etkinliklerin doğru olması ön koşuldur.
ANA DİL BECERİLERİNİ KAZANMAK ASLINDA ÇOK KOLAYDIR!
Sayısız uygulama göstermektedir ki, ana dili dersinde kullanılan yöntem ve tekniklerle, yapılan etkinlikler doğru ise:
Bütün öğrenciler, hem anlama ve hem de anlatım becerilerini en üst düzeyde öğrenmektedir.
Türkçe dersindeki anlama etkinlikleri amaca uygun yürütülüyorsa, anlama ile birlikte her öğrencinin dikkat becerisi de son derecede gelişmektedir.
Anlama ve dikkat becerisi gelişmiş öğrenciler, okuma sevgi alışkanlığını daha kolay kazanmakta, her alanda daha başarılı olmaktadır.
VE
Öğrencilerimiz ana dili becerilerini kazanamıyorsa, Türkçe dersinde kullandığımız yöntem ve tekniklerle yaptığımız etkinlikler yanlıştır.
Hatta Türkçe öğretiminde yaptıklarımız yanlış ise, öğrencilerimize yeni beceriler kazandırmak şöyle dursun, doğuştan getirdikleri anlama, anlatım ve dikkat becerilerini bile yok etmiş oluruz.
TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR, ÜÇ BAŞLIK ALTINDA TOPLANMAKTADIR:
Anlama becerisini geliştirmek üzere seçtiğimiz metinleri birden çok dinletmek YANLIŞTIR!
Anlama becerisini geliştirmek üzere seçtiğimiz metinleri birden çok okutmak YANLIŞTIR!
Anlamayı ölçmek üzere hazırlanan 5N1K(*) sorularını ilgili metinle birlikte öğrenciye vermekYANLIŞTIR!
Anlama becerisini geliştirmek üzere seçtiğimiz görselleri birden çok izletmek YANLIŞTIR!
Çünkü yukarıda belirtilen yanlış uygulamalar sonucunda:
Öğrencinin anlama becerisi giderek zayıflar, dikkat süresi ve yoğunluğu ise uygulama oranında azalır.
Dikkat ve anlama becerisinin zayıflaması sonucunda öğrencide “oynak dikkat” ve “ anlamatembelliği” oluşur.
Oynak dikkat ve anlama tembelliği oluşan bir öğrenci bir süre sonra dinlediği, okuduğu ya da izlediği metin ve görsellerdeki açık mesajları bile anlayamaz.
Açık mesajları anlayamayan öğrencilerin bu metin ve görselleri derinlemesine anlaması,yorumlaması ve çıkarım yapması zaten mümkün olmaz.
Anlama, yorumlama ve çıkarım becerisi düşük öğrencilerin, bu becerilerin ölçüldüğü ulusal ve uluslararası sınavlarda başarılı olmaları mümkün değildir.
Öte yandan anlama ve dikkat becerisi zayıflamış öğrencilerin/yetişkinlerin, okuma alışkanlığı kazanması çok daha zorlaşır.
* 5N1K soruları, metindeki açık bilgileri öğrenmek üzere düzenlenen sorulardır. (ne, neden, nasıl, nerede, ne zaman, kim? Vb.)
5N1K soruları metinle birlikte verildiğinde, soruların cevabı metinde açık olarak yer aldığı için, öğrenciler metni dikkatliokumaya ihtiyaç duymaz. Genellikle yaptıkları iş, metindeki bilgiyi bulup seçeneği işaretlemek veya sorunun kalıp halindeki yanıtını aynen yazmaktır.
5N1K sorularıyla ilgili doğru uygulamalara ilerleyen sayfalarda yer verilecektir.
YAZILI ANLATIM VE YAZILI ANLATIMA BAĞLI ÇALIŞMALARDA YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR
Ana dili öğretiminde yaptığımız temel yanlışlardan biri de, yazılı anlatım ve yazılı anlatım ve yazılı anlatıma bağlı çalışmalarda yaptığımız yanlışlardır.
Bunlardan en önemlisi, hepimizin giriş, gelişme ve sonuç kalıplarıyla hatırladığımız kompozisyon serüvenidir.
Yazılı ya da sözlü her anlatım genel olarak bütünlük içinde yapılan dilsel bir eylemdir. Giriş, gelişme ve sonuç bu eylemin ardışık aşamalarıdır. Dili kullanarak anlatım yapan her insan bu aşamaları doğal olarak kullanır. Hatta ilkokul öğrencileri, oluşturdukları ilk yazılı metinlerinin altına çoğu kez SON sözcüğünü ekleyerek yazının bittiği vurgulamak isterler.
Öyle ise, bütün anlatım çalışmalarını, yukarıdaki gerçekleri dikkate alarak yürütülmeliyiz.
Öğrenme kuramlarına göre beceriler, tanımla sağlanabilen kazanımlar değildir. Bu bilimsel gerçek dil becerileri için de geçerlidir. Bilinen o ki sözlü anlatım konuşarak, yazılı anlatım ise yazarak gelişmektedir.
Ancak yazılı anlatıma tanımla başlamak ve giriş, gelişme, sonuç kalıplarıyla bu etkinliği fobiye dönüştürmek YANLIŞTIR!
Çünkü böyle bir uygulamada öğrenci, ne yazması gerektiğinden çok, nasıl yazarsa bu kalıplara uymuş olacağını düşünür. Ve uygulama bu şekilde devam ettiğinde öğrenciler zamanla var olan anlatım becerisini kaybeder.
Aslında çoğumuz yukarıda ifade edilen yanlış uygulamanın kurbanıyız.
Oysa kullanılan teknikler doğru olduğunda, her insan kendi ölçeğinde yazılı anlatım becerisi kazanır.
YAZILI ANLATIM BECERİSİ KAZANDIRMAK ÜZERE, BAŞARISI KANITLANMIŞ İKİ TEMEL ETKİNLİK ÖNERMEKTEYİZ:
1. ÖYKÜ/METİN TAMAMLAMA
Giriş bölümü verilen bir öyküyü/anlatıyı tamamlama.
Giriş ve gelişme bölümü verilen bir öyküyü/anlatıyı tamamlama.
Gelişme ve sonuç bölümü verilen bir öyküyü/anlatıyı tamamlama.
Sonuç bölümü verilen bir öyküyü/anlatıyı tamamlama.
Giriş ve sonuç bölümü verilen bir öyküyü/anlatıyı tamamlama.
2. ÖYKÜLEME
Herhangi bir görseli yazılı olarak anlatma. (resim, karikatür, sessiz film vb.)
SÖZ VARLIĞIN GELİŞTİRME (DİL BİLGİSİ- YAZIM) ÖĞRETİMİNDE YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR NELERDİR?
Ülkemizde, söz varlığı yani dil bilgisi öğretimi konusunda derin bir yanılgı vardır.
Öyle ki pek çok insan, isimden fiilimsiye, sıfattan ünleme kadar bütün sözcük türlerinin okulda ve dil bilgisi saatleri içinde öğrenildiğini sanmaktadır. Oysa gerçek böyle değildir:
Dünyanın neresinde olursa olsun, ana dilini konuşan her insan, okula gitmeden de, duygu ve düşüncelerini ifade ederken yukarıdaki bütün sözcük türlerini kullanır.
Yine her insan, sözlü anlatım yaparken ana dilini doğru kullanıyorsa, yazım kurallarına dair bütün vurgulamaları da eksiksiz yapar.
Bütün seçkin öğretmenlerimiz bu gerçeği bildikleri için:
Söz varlığına dair bütün öğrenmelerde, kesinlikle öğrencilerin yazılı anlatım ürünlerini araç olarak kullanmaktadırlar.
Böylece her öğrencinin kendi yazılı anlatısı üzerinde farkındalık yaratarak, tüm sözcük türlerinin ve yazım kurallarının kalıcı olarak öğrenilmesini kolayca sağlamaktadırlar.
Dile ilişkin bilgi ve kuralları öğrenmek bu kadar kolay olduğu halde, etkisiz çalışmalarla zaman harcamak YANLIŞTIR ve çocuklarımıza HAKSIZLIKTIR.
SÖZ VARLIĞINI GELİŞTİRME (DİL BİLGİSİ VE YAZIM) ÇALIŞMALARINDA YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR
SÖZ VARLIĞIN GELİŞTİRME (DİL BİLGİSİ- YAZIM) ÖĞRETİMİNDE YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR NELERDİR?
Ülkemizde, söz varlığı yani dil bilgisi öğretimi konusunda derin bir yanılgı vardır.
Öyle ki pek çok insan, isimden fiilimsiye, sıfattan ünleme kadar bütün sözcük türlerinin okulda ve dil bilgisi saatleri içinde öğrenildiğini sanmaktadır. Oysa gerçek böyle değildir:
Dünyanın neresinde olursa olsun, ana dilini konuşan her insan, okula gitmeden de, duygu ve düşüncelerini ifade ederken yukarıdaki bütün sözcük türlerini kullanır.
Yine her insan, sözlü anlatım yaparken ana dilini doğru kullanıyorsa, yazım kurallarına dair bütün vurgulamaları da eksiksiz yapar.
Bütün seçkin öğretmenlerimiz bu gerçeği bildikleri için:
Söz varlığına dair bütün öğrenmelerde, kesinlikle öğrencilerin yazılı anlatım ürünlerini araç olarak kullanmaktadırlar.
Böylece her öğrencinin kendi yazılı anlatısı üzerinde farkındalık yaratarak, tüm sözcük türlerinin ve yazım kurallarının kalıcı olarak öğrenilmesini kolayca sağlamaktadırlar.
Dile ilişkin bilgi ve kuralları öğrenmek bu kadar kolay olduğu halde, etkisiz çalışmalarla zaman harcamak YANLIŞTIR ve çocuklarımıza HAKSIZLIKTIR.